30 Haziran 2023 Cuma

Yatırımda Başarılı Bir Stratejinin Sırları

1- Dengeli olmak: Belli bir senaryoya oynamak yerine farklı şartlara hazır olmak. Örneğin borsanın dışında olmamak ama bütün kaynakları da borsaya aktarmamak. Olumsuz bir senaryo için döviz bulundurmak.


2- Sabırlı olmak: Dengeli bir portföy yapısı bizi daha sabırlı yapacaktır. Çünkü dengeli bir portföy yapısında büyük bir rallinin dışında kalmamız söz konusu değildir. Bu yüzden işlem sayısını azaltarak ancak çok iyi fırsatlarda kademeli olarak nakitimizi oyuna sokabiliriz. İşlem sayımız azaldıkça isabet oranımız ve potansiyel getirimiz de artacaktır.

3- Uzun vadeli perspektif: Piyasada bir yandan kısa vadeli hareketler varken bir yandan da uzun vadeli bir potansiyel söz konusudur. Uzun vadede yönü doğru belirleyebiliyorsak kısa vadeli hareketlere aldanmak yanlış yapmamıza yol açabilir.

4- Proaktif olmak: Sermaye piyasaları tarihini incelememiz halinde bir yatırımcının başına gelebilecek birçok farklı senaryoyu öğrenmiş oluruz. Eğer bu senaryoları gerek makro bazda gerekse şirket bazında önceden tanımlarsak, risklerin meydana gelmesi halinde uygulayacağımız aksiyonları da önceden tanımlamış oluruz. Bu bize duygulardan arınmış bir şekilde rasyonel karar verme fırsatı tanıyacaktır.

24 Haziran 2023 Cumartesi

Borsa Hakkında 12 Ders


1-Hisse senetlerinde, fiyat hareketlerine dair değil ama şirketin büyümesine ve kâr dağıtmasına dayalı olarak kurguladığımız stratejilerde başarı elde edebiliriz. Diğer yöntemler bize değil ama tahta yapıcılara ve içeriden öğrenenlere para kazandırır. 

2-Piyasada birçok oyuncu vardır. Bu oyuncuların büyük çoğunluğunun para kazanması için bizim kaybetmemiz gerekir. Genellikle kimse kimseye karşılıksız iyilik yapmaz ve herkesin kazandığı bir senaryo borsanın doğasına aykırıdır. 

Aracı kurumlar yatırımcıları al-sata yönlendirerek komisyon gelirlerini artırırlar, üstatlar ise ellerindeki hisseleri takipçilerine yüksek fiyattan satarak para kazanırlar. Kazan-kazan sistematiği borsada yakın arkadaşlar arasında bile çalışmayabilir. 

3-Hisse fiyatları ne kadar oynak olsa da şirketlerin yaptıkları iş ve uzun vadeli büyüme trendleri çok daha durağandır. Bu yüzden günlük fiyat hareketlerine göre değil ama uzun vadeli potansiyele göre pozisyon almak başarı şansımızı artıracaktır. 

4-Diğer birçok yatırım enstrumanı gibi hisse senetleri fiyatları da oldukça oynaktır. Büyük bir ekonomik krizde ve belli dönemlerde ciddi kayıplara uğrayabiliriz. Zarar-kes yaparak da bu kayıplardan korunmak mümkün değildir. 

Çünkü hangi düşüşün ne kadar süreceğini kestirmek grafikte çizim yapmak kadar kolay değildir. Bu yüzden ancak güvendiğimiz şirketlerden oluşan bir portföy ve farklı ekonomik koşullara göre kurgulanmış bir çeşitlendirme, kriz dönemlerini sakin atlatmamızı sağlayacaktır. 

Diğer yandan yedekte bulunan nakit her ne kadar uzun ralli dönemlerinde fırsat maliyeti yaratsa da büyük krizlerde çok daha sağlam bir duruş sergilememize ve oluşabilecek çok cazip fırsatlardan yararlanabilmemize olanak tanıyacaktır. 

5-Bütün yatırımcılar hata yapar. Özellikle de uzun vadede sadece kazanan hisselerden oluşan bir portföy kurmak imkânsızdır. Az sayıdaki şirket 50 kat, 100 kat gibi sıra dışı getiriler elde ederken, büyük çoğunluk vasat performans sergilemektedir. 

Çeşitlendirme ve kazanan hisseleri uzun süre tutma, portföyün ortalama getirisini ciddi anlamda yükseltecek ve kaybeden hisselerinin portföy performansına etkisini fazlasıyla telafi edecektir. 

6-Hisse seçiminde dikkat edilebilecek belki de en önemli ayrıntı, şirketin sahip olduğu iyi bir yönetimdir. İyi bir yönetim ise öncelikle dürüst olmalıdır. Finansal tablolardaki ayrıntılar ve diğer birçok kaynak şirket yönetiminin dürüstlüğünü sorgulamamızda yardımcı olabilir. 

Ayrıca geçmiş yıllarda benzer şirketlere kıyasla görece performans da iyi yönetimin önemli bir özelliğidir. Eğer yönetim güvenilmezse; şirketin ne kadar hızlı büyüdüğü ne kadar kârlı ve ucuz olduğu biz yatırımcılar için önemsizdir. 

7-Geleceği öngörmek mümkün değildir. Hele ki trendler ve kırılımlar tahmin edilebilseydi dünyanın en zengin yatırımcıları makro analize önem vermeyen değer yatırımcılarından oluşmazdı. 

Makro analize değil ama şirket bazlı analizlere önem vermek bizim başarı oranımızı ciddi anlamda artıracaktır. Unutulmamalı ki, sistemdeki bir elemanı doğru derecelendirmek bütün sistemi çözmekten çok daha kolay ve etkilidir. 

8-İyi bir şekilde yönetilen, uzun vadede gelecek vadeden bir sektörde bulunan ve rakip şirketlere kıyasla sürdürülebilir rekabet avantajlarına sahip şirketlere ortak olduktan sonra yapmamız gereken tek şey beklemektir. 

Haber akışını takip ederek hisse fiyatını zamanlamaya çalışmak getiri potansiyelimizi artırmaz tam tersine bizi piyasadaki psikolojik havayla sürüklenen yığının bir parçası yapar. 

Bu yaklaşım bizi olumsuz haber akışında düşük fiyattan satış, olumlu haber akışında ise yüksek fiyattan alıma yönlendirerek başarısız olmamıza neden olabilir. 

9-Ufak piyasa hareketlerinde lot sayısını artırma denemeleri sanıldığının aksine mantıklı değillerdir. Yüksek getiriler %3’lük, %5’lik kazançlarla değil; 50 kat, 100 kat artan hisselerde elde edilir. 

Lot artırmak için yapılan hamleler çoğunlukla başarılı olsalar da başarısız olmaları durumunda onlarca doğru hamle ile elde edebileceğimiz kazancı tek bir ralli yapan hissede kaybetmemize neden olurlar. 

Erken satılan bir hissenin oluşturacağı fırsat maliyeti, tepede satılmış onlarca hissenin doğru zamanlamasıyla elde edilmiş getiriden daha yüksektir. 

10-Yatırım profesyonelleri bize veriye ulaşmada ya da yatırımı öğrenmede yardımcı olsalar da sermaye piyasalarının en önemli özelliklerinden biri işe yaramaz bilgilerin her seviyede oldukça yoğun bir şekilde bulunmasıdır. 

Bu yüzden sadece en üst düzey ve başarılı olmuş dürüst yatırımcılardan bilgileri öğrenmeye çalışmak bizi gereksiz bilgilerle vakit kaybından kurtaracaktır. 

11- Doğru hisse seçiminin basit bir formülü yoktur. Şu orana bakın, şu özellikteki hisseleri alın, kısa sürede piyasadan pozitif bir şekilde ayrışırsınız gibi söylemler çoğunlukla gerçeği ifade etmemekte ve sahibinin finansal bilgisinin zayıflığını ortaya çıkarmaktadır. 

Farklı ekonomik koşullar ve piyasa dinamikleri farklı özellikteki firmaları ön plana çıkarır. Piyasa şartları sürekli değiştiği gibi çalışan stratejilerde zamanla değişir. Geçmişe bakarak en çok kazandıracak hisseyi bulmak sanıldığı kadar kolay değildir. 

Bu yüzden finansal oranlar ve şirket özellikleri ele alınarak formülleştirilmiş yatırım stratejileri büyük çoğunlukla anlamsızdır. 

12- Doğru yatırım, sürekli sağa sola hareket ederek uyanıklık yapmaya çalışmak değildir; tam tersine doğru bir portföyü oluşturduktan sonra sonuçları elde etmek için hiçbir şey yapmadan uzun yıllar bekleyebilmektir. 

Hisseleri ne zaman satmalıyız?

 Hisseleri ne zaman satmalıyız?

Çok sayıda aldığım bir soru. Bu soruya vereceğim cevaplar:

Hisseler şirket ortaklıklarını temsil eder. Kâr eden ve büyüyen bir şirkette ortaklığı sonlandırmanın anlamı olmayacaktır. Fakat aşağıdaki şartlar makul satış nedenlerini oluşturabilir. 1- Beklenmedik bir şekilde paraya ihtiyacımız olursa yapacak bir şey olmadığı için satmak zorunda kalabiliriz. 2- Şirketi alırken tamamen yanlış bir analiz yaptıysak ya da yeni öğrendiğimiz bilgiler ışığında uzun vadede ortak olmamızın doğru olmadığına karar verdiysek satmak doğru seçenek olabilir. 3- Ülke ekonomisi, sektörler ve şirketler zamanla değişir. Sektörün uzun vadeli görünümünde (Gelecek 20 yıl mesela) ciddi bir bozulma olduysa ısrarcı olmanın anlamı olmayabilir. 4- Yatırım yaptığımız şirket çok fazla değerlendi ve portföyün önemli bir kısmını oluşturmaya başladı. Mesela %30 gibi bir ağırlığa ulaştı. Bu durumda yarısını satarak riski azaltmak ve dağıtmak mantıklı olabilir.

3 Şubat 2023 Cuma

Fiyat Kazanç (F/K) Oranı Nedir? Nasıl Hesaplanır?

Bu yazıda F/K oranının ne demek olduğunu, nasıl hesaplandığını, neden önemli olduğunu ve yorumlarken nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlatacağım.

Fiyat Kazanç Oranı Nasıl Hesaplanır?

F/K oranı (Fiyat-Kazanç oranı), bir şirketin hisse senedi fiyatını kazançlarına göre değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan bir finansal ölçüttür. Bir şirketin cari hisse senedi fiyatının hisse başına kazanca (HBK) bölünmesiyle hesaplanır. Bir diğer basit ölçüm yolu da şirketin piyasa değerinin son bir yıldaki net kârına bölünmesidir. Kâr değerleri olarak ana ortaklık paylarına düşen kârın kullanılması önem arz etmektedir. Şirketlerin finansallarında ana ortaklık payına düşen kâr ayrıca gösterilir.

F/K Oranı = Piyasa Değeri / Şirketin Son Dört Çeyrekte Elde Ettiği Kârın Toplamı

F/K Oranı Ne Anlama Gelir?

F/K oranı, bir şirketin değerinin bir tahminini sağlar ve yatırımcıların bir hisse senedinin aşırı değerli mi yoksa düşük değerli mi olduğunu belirlemesine yardımcı olur. Yüksek bir F/K oranı, yatırımcıların bir birim kazanç için ne kadar prim ödemeye istekli olduklarını gösterir ve yüksek büyüme beklentilerinin bir işareti olabilir. Öte yandan, düşük bir F/K oranı, yatırımcıların her bir kazanç birimi için fazla para ödemeye istekli olmadıklarını ve daha düşük büyüme beklentilerini veya daha temkinli bir görünümü işaret ediyor olabilir. F/K oranı, farklı sektörler arasında ve hatta aynı sektördeki farklı şirketler arasında büyük farklılıklar gösterebilir. F/K oranının göreceli bir ölçü olduğunu ve bağlam içinde değerlendirilmesi gerektiğini not etmek önemlidir. Örneğin, yüksek F/K oranına sahip bir şirket, emsallerinden çok daha yüksek bir büyüme hızına sahipse yine de değerinin altında kabul edilebilir. Tersine, düşük F/K oranına sahip bir şirket, emsallerinden çok daha düşük bir büyüme oranına sahipse aşırı değerli olarak kabul edilebilir. Dikkate alınması gereken bir diğer faktör, F/K oranının hesaplanmasında kullanılan hisse başına kazanç (HBK) rakamıdır. Bir şirketin değişken kazanç geçmişi varsa, daha doğru bir F/K oranı elde etmek için son birkaç yılın ortalama kazançları gibi daha düzleştirilmiş bir kâr rakamı kullanmak gerekli olabilir. Ek olarak, bir şirketin F/K oranını değerlendirirken yaşam döngüsünün aşamasını dikkate almak önemlidir. Örneğin, hiçbir kazancı olmayan ve yüksek F/K oranına sahip yeni kurulmuş bir şirket nadir değildir ve yüksek büyüme potansiyelinin bir işareti olarak görülebilir. Öte yandan, düşük kazanç artışına ve yüksek F/K oranına sahip olgun bir şirket aşırı değerli olarak görülebilir. Diğer yandan stokların ve duran varlıkların değerlenmesi, enflasyon nedenli finans şirketlerinin öz kaynaklarında artış, döviz kurlarındaki artış ve bu gibi bazı kalemler şirketlerin finansalları altında kâr rakamını olduğundan yüksek gösterebilir. Bu da haliyle F/K oranının düşmesine neden olmakla birlikte ucuzluğa işaret etmeyebilir.

Sonuç olarak, F/K oranı, bir şirketin hisse senedi fiyatını ve büyüme beklentilerini değerlendirmek için yararlı bir finansal ölçüttür. Bununla birlikte, bu yalnızca bir bilgi parçasıdır ve bir şirketin mali durumu hakkında daha kapsamlı bir görüş elde etmek için gelir artışı, kârlılık ve borç seviyeleri gibi diğer mali ölçütlerle birlikte kullanılmalıdır.


F/K Oranı Değerlendirilirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

1- F/K oranı değerlendirilirken ilk olarak kâr rakamının ne kadar güvenilir olduğu anlaşılmalıdır. Örneğin marjlarda konjonktürle ilgili bir yükselme söz konusu olabilir. Eğer marjlardaki artış sürdürülebilir değilse gelecekte kâr rakamları da düşecektir. Unutulmamalıdır ki yatırımcılar her zaman geleceğe odaklanmalıdır. Marjlar ekonomide dönemsel hızlı büyüme, emtia fiyatlarındaki ani artış, enflasyon, arz tarafında geçici sıkıntılar, döviz kurlarındaki artış ya da azalış gibi nedenlerle yükselmiş olabilir. Bu yüzden kârın ne ölçüde güvenilir olduğu ve serbest nakit akış ya da reel büyüme üretme becerisi anlaşılmalıdır. Daha sonrasında düzeltilmiş ve sürdürülebilir kâr rakamlarıyla F/K oranı hesaplamak daha güvenli olacaktır.

2- F/K oranının diğer rakiplere kıyasla konumu. Aynı sektörde iş yapan, benzer iş modellerine sahip, birbiriyle rekabet eden firmaların F/K oranlarını kıyaslamak hangi şirketin daha ucuz olduğunu anlama noktasında bize yardım edebilir. Bu yüzden doğrudan şirketin F/K oranına bakmak yerine benzer şirketlere kıyasla ne durumda olduğunu anlamaya çalışırız. Tabi burada bütün şirketlerin risk seviyelerinin, büyüme trendlerinin, yatırım planlarının ve sermaye yapılarının da farklı olduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden F/K oranı düşüklüğü tek başına bir değerleme ölçüsü olamaz ancak diğer faktörlerle birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanır.

3- Şirketin reel büyüme beklentileri. Eğer bir şirket reel olarak büyüme becerisine sahipse üstelik bunu düşük finansman kullanarak yapabiliyorsa bu tarzdaki şirketlerin daha yüksek F/K oranına sahip olması doğal karşılanmalıdır.

4- Finansal kaldıraç, risk ve belirsizlikler. Bazı şirketlerin hiç finansal borcu yokken bazı şirketler yüksek finansal borca sahip olabilir. Diğer yandan bazı şirketlerin faaliyet gösterdikleri sektörlerde talep durağanken bazı sektörlerde çok daha dinamik olabilir. Bazı sektörlerde iş yapış şekilleri, kullanılan teknoloji hızla değişmekte ve pazara sürekli yeni oyuncular girmektedir. Bu yüzden belirsizliklerin ve rekabetin daha sınırlı olduğu sektörlerde faaliyet gösteren ve rakiplerinin ulaşamayacağı özel rekabet avantajlarına sahip şirketlerin F/K oranları da daha yüksek olacaktır. Finansal kaldıraç derecesi, riskler ve belirsizlikler arttıkça F/K oranı düşecektir.

5- Şirketin F/K oranının geçmiş yıllardaki gelişimi. Piyasa şartları sürekli değişkendir ve aynı varlıklar farklı piyasa şartlarında farklı şekilde fiyatlanabilirler. Örneğin altının dolar cinsinden değerinin dönem dönem düştüğünü dönem dönem ise yükseldiğini görmekteyiz. Bu piyasadaki likiditenin de fiyatlar üzerindeki belirleyiciliğinin somut bir örneğidir. Bu yüzden aynı kâr elde etme becerisine sahip şirketler farklı dönemlerde farklı seviyelerde fiyatlanabilir. Biz de yatırım yaparken yatırım yaptığımız şirketin özellikle 2019 yılındaki gibi parasal sıkışmanın olduğu dönemlerde ne ölçüde fiyatlandığının kontrol ederek mevcut fiyatlamanın ne kadar pahalı ya da ucuz olduğunu anlamaya çalışabiliriz. Tabii burada önemli noktalardan biri olarak sadece piyasa şartları değil aynı zamanda şirketlerin uzun dönemli beklentileri de değişkendir ve sadece geçmiş F/K oranına göre ıskontoya bakarak derecelendirme yapmak hatalı sonuçlar verebilir.


Borsa ve yatırım hakkında kendinizi geliştirmek istiyorsanız kitaplarım ve eğitimlerime aşağıdaki linklerden erişebilirsiniz:

Kitaplarım
Eğitimlerim

7 Şubat 2021 Pazar

Hisse Senedi Yatırımlarında Zamanlama Yapmak

Genelde bir hisseyi tepede satmak, dipte almaktan çok daha zordur. Hem alım hem satım sırasında güvenlik marjı uygulamak makul olacaktır. Çünkü çoğu zaman şirketle ilgili iyi haberlerden en son normal yatırımcıların haberi olur. Bu nedenle de şirket hedef değerimizi aşmış olsa bile bizim bilmediğimiz bir gelişmeyi fiyatlıyor olabilir. Ayrıca her yatırımcı değerlemede hata yapabilir. Bu yüzden çok daha yükselme potansiyeli olan bir hisseyi yanlış değer biçerek satma riskimiz olacaktır.

Diğer yandan borsada yaklaşık 400 şirket bulunmasına rağmen, gelecek 20, 30 yılda varlığını sürdüreceğini düşündüğümüz şirket sayısı çok daha azdır. Kurumsal bir yönetime sahip olma, sağlıklı bir sermaye yapısına sahip olma, uzun yıllar boyunca devam edecek önemli rekabet avantajlarına sahip olma gibi şartları da eklersek yatırım yapabileceğimiz hisse sayısı oldukça azalır. Bu az sayıda şirketi de eğer satarsak ve daha sonrasında bize alım fırsatı vermezse fırsat maliyeti çok daha ağır olabilir. Bu yüzden gelecek ile ilgili beklentilerimiz değişmediği sürece fiyatlar çok aşırı yükselse de pozisyon korumak mantıklı olacaktır. Bazen bariz spekülasyona uğradığını anladığımızda bile satmamak doğru olabilir. Fakat değerlememiz 10 TL, hisse 30 TL olmuşsa belki yarısını satmayı düşünebiliriz. Bu tamamen yatırımcının kendi tercihlerine göre karar verilebilecek bir konu.

Unutmayın borsada elde edilecek en sağlıklı ve güzel kâr şirketin fiyatının yükselmesiyle değil, yıllar geçtikçe şirketin büyümesi ve karını zamanla bizimle paylaşmasıyla olur. Bunun içinde kritik unsur al sat yapmaktan ziyade doğru şirketleri yıllarca elimizde tutmaya devam etmemizdir.

Piyasayı zamanlamak çok zordur. Bu iddia da bulunan çok kişi var ama gerçekten bu beceriye sahip olsalardı bizden çok ama çok daha fazla kazanırlardı ve parayı koyacak yer bulamazlardı. Fakat böyle bir şey yok. Uzun vadeli yatırımda bazen yükseldikten sonra ciddi düşüş yaşayan hisseler de olabiliyor ama dediğim gibi zamanlama yapmak çok zor. Çeşitlendirilmiş, güçlü şirketlerden oluşan bir portföye, düzenli aralıklarla yatırım yapmak, sürekli kenarda yedek nakit bulundurmak ve bu sayede ekonomik krizlerde alım miktarını artırmak ve aldıktan sonra da çok sabırlı olmak benim tecrübeme göre en iyi strateji.


18 Haziran 2019 Salı

Borsadaki Başarılı Yatırımcıların 6 Önemli Özelliği

Günümüzde Türkiye'de borsada yaklaşık 300 bin yatırımcı olduğu biliniyor. Bu yatırımcıların bir kısmı uzun vadeli al tut şeklinde yatırım yaparken bazıları daha fazla kazanabilmek için daha çok vakit ayırmakta ve kısa vadeli stratejiler izlemekte. Bu yazımızda kısa ve orta vadeli yatırım stratejileri izleyen borsa yatırımcılarını başarılı kılan 6 önemli özelliği anlatacağız.

1- Finansal Muhakeme Becerisi

Bazıları finanstaki ve ekonomideki temel ilişkileri onlarca kez okuduğu halde anlayamazken bazıları doğuştan anlama becerisi ile yaratılmıştır. Bu beceri, iyi yatırımcıları çoğunluğun düştüğü hatalardan koruduğu gibi onların çoğunluğun göremediği ve algılayamadığı ilişkileri yakalamalarına yardımcı olur.

2- Araştırmacılık

İyi bir yatırımcı ülke ekonomisini, yatırım yapacağı şirketleri ve rakipleri üşenmeden derinlemesine analiz eder ve ulaşabildiği bütün kaynakları kontrol eder. Ufak üşengeçlikler pahalı sonuçlar doğurur.


3- Tecrübe

Yatırımcılar büyük yatırım gurularının hayatlarını defalarca okusa, bir çok ülke endeksini, hisse verilerini ve geçmiş haberleri derinlemesine analiz etse bile bu alandaki hiçbir çalışma tecrübenin yerini doldurmamaktadır. Yaşanmış tecrübeler ve alınan dersler iyi bir yatırımcı olmak için büyük önem arzeder.

4- Soğuk kanlılık 

Bir yatırımcıyı; yatırımlarından elde ettiği kazançlar  çok mutlu, kayıplar ise çok mutsuz ediyorsa, bu durum onun yanlış karar vermesine, sabırsız davranmasına yol açabilir. İyi yatırımcılar bütün senaryolara hazırlıklı olduğu gibi mantıklı düşünme becerisini hiçbir koşulda kaybetmezler. Bu yüzden hiç bir olasılık onlar için sürpriz değildir, önceden hazırladıkları aksiyon planı onların karda da güneşli havada da etkin performans göstermesine yardımcı olur. Rastlantısal başarılar ve düşük olasılığa sahip olduğu halde gerçekleşen risklerin uzun vadeli yatırım yolunda her yatırımcının zaman zaman tecrübe ettiği durumlar olduğunu bilirler.

5- Gerçek veriye dayalı aksiyon alma

İnsanların genel düşünceleri ve ön yargılı tutumları iyi yatırımcılar için önemli değildir. Doğru ve anlamlı bilgiye dayanan analizlerle kendilerine yön çizerler. Hangi verinin ne kadar doğru, anlamlı ve önemli olduğunu sorgulayabilirler. Şirketlerin uzun vadeli performansına etki etmeyecek bir çok haberin ilk yayınlandığında gereğinden fazla tepki gördüğüne, hisse fiyatlamasında önemli değişiklikler yarattığına ve uzun vadede ise anlamını yitirdiğine çok şahit olmaktayız. Diğer yandan asılsız ve maniplasyon şeklinde üretilmiş bir çok haber de borsa yatırımcılarını aldatmak amacıyla ortaya çıkarılabilmektedir. O yüzden iyi bir yatırımcı öncelikle gerçek ve yanlış haberi ayırt edebilmeli, ardından ise gerçek haberin şirkete etkisini objektif ve matematiksel yöntemlerle irdeleyebilmelidir. 

6- Çalışkanlık

Bilgiye ulaşma; bilgiyi analiz etme; başkalarının tecrübelerinden faydalanma; aynı analizi üşenmeden defalarca yapma; en ufak bir ayrıntıya önem verme; ekonomi, pazarlama, istatistik, yönetim ve finansal analiz gibi konularda yatırımcının kendini geliştirmesi; bir çok kaynağı takip etme ve bir çok raporu ve yayını okuma ciddi çalışma ve çaba gerektiren bir süreçtir. Çalışkanlık borsa yatırımcılarının başarılı olması için yukarıda sayılan diğer maddelerin hayata geçirilmesinde de önemli role sahip kapsayıcı bir maddedir.

Bu yazıda borsada başarılı olan yatırımcıların 6 önemli ortak özelliğini anlatmaya çalıştık.



25 Nisan 2019 Perşembe

Borsada Değer Yatırımı Hakkında


Borsada değer yatırımcısı olmak zaman alıcı ve iyi yönetilmesi gereken bir süreçtir. Bazı yatırımcılar yatırım yaptıkları şirketten son derece emin bir şekilde yatırım yapmaktadırlar. Bu yatırımcılar şirketin finansal tablolarını, faaliyet raporlarını, şirket ile ilgili haberleri takip ederler, forumlardan ve diğer kaynaklardan bilgilere ulaşmaya çalışırlar ve analist raporlarını okurlar. Bunun sonucunda yatırım yaptıkları şirket hakkında net bir görüşleri oluşur ve çoğu zaman kendilerinden oldukça emindirler. İddialı bir şekilde belli bir şirket için net bir piyasa değeri hesaplayabilirler ve şirketin kısa ve uzun vadede gideceği fiyatı tahmin edebilirler. Bu yüzden portföylerinin azımsanmayacak bir bölümünü yalnızca bir hisseye yatırabilirler.

Bu tutuma sahip yatırımcıların yanılmalarına ve ciddi risklere maruz kalmalarına neden olan birkaç unsur vardır.

(1) Bir şirket hakkında ne kadar çok bilgiye ulaşılmış olursa olsun, yine de şirket hakkında bilinmeyen, yalnızca az sayıda yatırımcının sahip olduğu içerden öğrenilen bilgiler mevcuttur. Bu yüzden bazı durumlarda belli şirketlerin fiyatlaması oldukça uygun olarak değerlendirilse de bu fiyatlama içten öğrenenlerin sahip olduğu bilgi sayesinde kötü bir gelişmenin fiyata yansıması sonucuyla oluşabilir. Yani ortada bir fırsat olmayabilir tam tersine bu ucuz fiyatlama yatırımcı tarafından bilinmeyen kötü bir gelişmenin sonucu oluşmuş olabilir.



(2) Detaylı analiz yapmak, bir şirket hakkında her gün çıkan haberleri kontrol etmek, forum sayfalarına günlük olarak göz atmak, gerçek bilgiye ulaşmak, alakasız birçok mesajı okumak zorunda kalmak, şirketin KAP sayfasına günlük olarak bakmak, sektörle ilgili gelişmeleri ve şirketin fiyatını günlük takip etmek oldukça uğraştırıcı bir süreçtir. Aslında belli bir şirket araştırılırken o şirket hakkındaki bilginin çoğuna ilk birkaç saatte ulaşılmaktadır ve bilgiyi kusursuz hale getirmek için girişilen ilave çaba sırasında marjinal fayda azalmakta ve araştırmanın veriminde önemli ölçüde düşüş meydana gelmektedir. Yatırımcı yatırımlarında bu kadar titiz davranmak isterse yatırım yapabileceği alternatifleri ve şirketlerin sayısını ciddi şekilde azaltacaktır ve bu yüzden araştırmaya zaman kalmayan birçok fırsat kaybedilecektir.

(3) Analistlerin hazırladığı raporlar çoğu zaman içinde değerli bilgiler barındırsa da cazip bir yatırım fırsatını sunmaktan ziyade bir görevi yerine getirmek ve beklentiyi karşılamak amacıyla maaşlı çalışanlar tarafından hazırlandığı unutulmamalıdır. Çoğu zaman bu raporlarda bir alım tavsiyesi verilmiş olsa da raporu hazırlayan bu duruma bir görev olarak baktığı için ayrıca cazip bir alım fırsatı olarak değerlendirmese de ya da raporundaki verilere güvenmese de belli dönemlerde belli sayıda rapor hazırlamak zorunda olduğu için çok sayıda tavsiye vermek zorundadır ve tavsiyelerin sayısı arttıkça haliyle niteliklerinde de düşüş meydana gelmektedir. Gerçek bir değer yatırımcısı bir yıl boyunca yalnızca birkaç tane alımla yetinebilirken ve bazı yılları pas geçebilirken analistler her ay belli sayıda rapor yazmak ve tavsiye vermek zorundadır.
İlk yatırım yapılırken herhangi bir noktanın kaçmaması için bu raporları okumak faydalı olacaktır. Fakat yatırım yaptıktan sonra aynı detayda bu raporları takip etmeye gerek olmayabilir.

(4) Fiyatı ucuz kalmış çoğu şirkette belirsizlikler ve risklerin fiyatlanması durumu söz konusudur. Ne kadar tecrübeli olunsa da bazı durumlarda bu risklerin varlığı gözden kaçırılabilir ya da gerçekleşme ihtimalleri yanlış değerlendirilebilir. Riskler doğru belirlenmiş ve olasılıklar doğru ölçülmüş olsa da yatırım yapıldıktan sonra kötü bir senaryo gerçekleşebilir ve haliyle yatırım zararla sonuçlanabilir.

(5) Bir şirkete yapılan yatırım ne kadar yüksek olursa yalnızca elde edilebilecek kazancın potansiyeli değil riskin büyüklüğü de artmaktadır. Yanlış bir hisse seçiminde portföyün önemli bir bölümün kaybedilmesi uzun vadeli yatırımda telafi edilemeyecek hasarlara yol açabilir. Stoploss stratejisinin uygulanması durumunda ise potansiyeli olan şirketler fiyatının daha düştüğü ve daha cazip hale geldiği zamanlarda satılacak ve seri halde stoploss yaşanması durumunda portföyün azımsanmayacak bir bölümü kaybedilebilecektir.

Bütün bu kriterler bir arada değerlendirildiğinde, varılabilecek sonuçlar:

a-        Bir şirkete ilk yatırım yaparken mümkün olduğunca titiz davranılsa da yatırımın ardından gündemde olmayan şirketler için yapılacak detay takibin maliyeti getirisinden fazla olabilir. Bu nedenle araştırmaları ve takibi ihmal etmemek kadar ölçüsünde yerine getirmek ve abartmamakta önemlidir.

b-        Yatırımdan sonra portföydeki şirketlere sınırlı miktarda zaman ayrılması durumunda farklı sektörleri ve şirketleri analiz edebilmek için daha çok vakte sahip olunacaktır. Özellikle araştırmaların ilk birkaç saatinin daha verimli olması nedeniyle araştırmalar en verimli oldukları zaman diliminde yapılarak çok sayıda sektör ve şirketin araştırılması ve bilgi sahibi olunması mümkün olacaktır.

c-  Değer yatırımı sırasında belli bir şirket hakkında sahip olunamayan bilgiler ve beklenmedik riskler de hesaba katılarak belli bir güvenlik marjı hesaplanması belirsizliğin fiyatlamaya dahil edilmesini sağlayacaktır. Çok sayıda şirketi analiz ederek ve güvenlik marjlarını fiyata yansıtarak hareket edilmesi durumunda az sayıda yatırıma göre daha ideal sonuçlar elde edilebilecektir. Güvenlik marjı hesaplanırken (1) Piyasa riski (faiz, enflasyon, ekonomik büyüme), (2) Sektör riski (Sektördeki belirsizlikler), (3) Şirketin gelecek karındaki belirsizlikler(4) Şirketin yaptığı işin ne kadar tanındığı ve değerleme yaparken yapılabilecek olan hatalar dikkate alınmalıdır.

d- Belli bir sektör için en fazla %20 (ideali %10) ve belli bir şirket için en fazla %10 (ideali %5) pay ayrılması durumunda sahip olunan portföy hem belli sektörlerin hem de belli şirketlerin sahip olduğu risklere karşı hedge edilmiş olacaktır.

e- Bir şirketin fiyatının cazip olarak değerlendirilmesi, o şirkete ait fiyatlamanın daha da uygun seviyelere inmeyeceği anlamına gelmemektedir. Bu yüzden alımları kademeli olarak yapıp, özellikle betası yüksek, olumsuz gelişmeler yaşamış ya da riskli şirketlerde kademelerin arasını açıp 2. ve 3. Kademe alımları yapmadan önce ciddi miktarda düşmesini beklemek mantıklı olabilecektir.

f- Yatırımların zamana yayılması, ancak cazip fırsatlar oluştuğunda yatırım yapılması ve her zaman oluşabilecek yeni cazip fırsatlar için nakit bulundurulması değer yatırımcıları tarafından izlenebilecek diğer makul stratejilerdir.

Enerjisa (ENJSA) Analizi





Varlık Fiyatlama Modelleri Ne Kadar Etkin?

Genç bir sporcu olduğunuzu düşünelim. Hasta olduğunuzda ya da sakatlandığınızda performansınız  düşebilir fakat kendinizi toparlamanız da ge...